YOLDAN ÇIKMAK



Soyut olanı somut olandan çıkardığımızda ‘’yol’’ hakkında bir tanıma varacak olursak, yaşamda bir yerden başka bir yere ulaşımı sağlayan çizgiler topluluğu diyebiliriz. Bir evin kapısından çıkıp başka bir evin kapısına varmak için "yol" u kullanırız ya da bir limandan demir alıp başka bir adanın koylarına kendimizi atmak için ya da bir pistten gökyüzüne havalandığımızda güneşle,bulutlarla kimi zaman ayla aynı hizada kanat çırparken…Bir menzilden başka bir menzile varıştır yol. Bir ayrılma/kavuşma halidir.

Soyut olanı somut olana eklediğimizde ise ortaya koyduğumuz tüm davranış yöntemleri olarak tanımlayabiliriz;ulaşmak için,keşfetmek için,aramak için,kimi zaman bulmak için,zihnimizde tasavvur ettiğimiz yaşam ve kişilik için,üst insana erişebilmek için…Evrenden insana, insandan "evren" e ve bunlardan "sonsuz" a giden yöntemler bütünü,benlikten ayrılıp benliğe kavuşma hali diyebiliriz.

Her ne kadar "yol"u kalıplaşmış birtakım cümlelere sığdırmaya çalışsak da "yol" un ne bir başlangıcı,ne bir sonu,ne de belli başlı bir tanımı vardır. Görünüşte sınırlı ve sonlu olan canlılar silsilesine dahil olsak da içimizde sınırsız ve sonsuz olanın parçalarını taşırız. Bundan dolayıdır ki yol da sınırsız ve sonsuzdur.


Bir de ‘’yolcu’’ tanımına değinecek olursak,o da yolda bulunan herkestir.Yolcu olmayı ister kabul edelim ister etmeyelim yol herkesi kendine çağırır.Biz hareketsiz bir yaşam sürsek,yolcu olmayı reddetsek bile.Dışımızda bize rağmen sürekli işleyen zamandır bunun sebebi. Masasının başında oturan da yoldadır,çantasını alıp çıkan da. Yola çıkmaya gönüllü olmayan insanın yolu ise ilk düşüşünü yaşadığı anda başlar.İlk hayal kırıklığını hissettiğinde zihni onu harekete sürükler;aramaya,bulmaya ve en önemlisi sormaya başlar.İşte bu noktadan sonra hareketsiz kalmak imkansızdır.Ya içe bir yolculuk başlar ya da dışa.Hangi yolda yürüyeceğimize de biz karar vermeliyiz.Ya kendi çizdiğiniz yolda yürümeli ya da başkasının çizdiği yolda sürünmeliyiz. Yokuşları çetindir, virajları keskindir, kimi sokakları çıkmazdır yolun; yorar, düşürür, kanatır ama bazen de eşsiz manzaralar sunar. Şayet kendi yolumuzu çizmeye cesaretimiz yoksa başkasının çizdiği yolda kaybolarak yürüyüp dururuz. O zaman da tüm inişler yokuş olur, iki kere düşeriz ve her düşüşte bize yolu çizene kızarız, onu suçlarız çünkü eylemlerin en kolay olanıdır suçlamak: Vicdanımıza verdiğiniz sahte rahatlama belgesi. Fakat vicdan her zaman akla galip gelir, bunu kabul etmek istemez ve böylelikle bir de vicdanın yükünü yükleniriz. Bırakmak istesek de bizimledir. Kendi yolumuzda yürümemiz gerektiğini idrak edinceye kadar bu döngü tekrarlanır. Artık bir adım daha atamayacak duruma geldiğimizde anlarız başkasının yolundan çıkmanın kendi yolumuza çıkacağını, çünkü yola çıkmak yoldan çıkmakla başlar. Bu kez vicdanın yükü yoktur omuzlarımızda çünkü kendi yolumuzda yürüyoruzdur ve kendimizden başka suçlayacak kimsemiz yoktur "Kendi seçtiğim yolda,kendim düştüm ve kendim kalkmak zorundayım." dediğimizde eskisinden daha da güçlü olduğumuzu fark ederiz, tüm yollar kestirmelere bağlanır. Ayağa kalkmanın verdiği hazla yürüdüğümüz yolun güzelliklerini keşfederiz. Zorluklar karşısında verdiğimiz tepkiler, yaptığımız tercihler "bizi" oluşturur.Böylece benliğimize yaklaşmış oluruz.İnsanın "Ben Kimim ?" sorusuna verecek cevabı olmalıdır, öyle değil mi ? İşte kendi yolumuz bize bunu sağlar. Kendimizi oluşturan temel ögeleri fark ettiğimizde çevremizi de fark etmeye başlarız. Var olan her şey bizi bize getiren bir yol olur, sonsuzu keşfederiz böylelikle. Onu anlamaya ve anlamlandırmaya başlarız. Yaşamı ve bizi var eden anlamlardır. Kendi yolumuzda yürümekle başlar benliğimizi anlamak. Ancak kendi benliğimizi keşfettiğimizde başka benliklere yol alabiliriz. Herkesle aynı yolu yürüyenler,herkesle aynı yere varırlar.Onun için kişi önce kendini var etmeli,kendi yolunda yürümeyi öğrenmelidir.Birleşmek istiyorsak ayrılmayı göze almalıyız.


O vakit, ne zaman sesimiz kendi kulaklarımıza isabet etmez, gözümüz karanlıktan öteyi görmez,nefesimiz göğüs kafesimize sığmayıp zihnimiz sınırların ötesini düşlemeye başlarsa yol bizi çağırıyor demektir. Yapmamız gereken tek şey ona kendimizi bırakmaktır. Çünkü yol, yolunu kendisi çizer ve yolun kendisi hep kendimize çıkar. Kendi yolumuzda, kendi adımlarımızın sesini duyarak, kendi yaralarımızı sararak,kendimizi oluşturmalıyız. Geçmişte ya da şu anda ne varsa bizi bizden alıkoyan, hepsini olduğu yerde bırakıp yola çıkmalıyız,çünkü bu yola çıkış, yoldan çıkıştır. Yoldan çıkanının yolu da kendine varıştır.


#yol #insan #yaşam #benlik #varlık #varoluş #yolcu #yolculuk #evren #sonsuzluk #üstinsan


157 görüntüleme2 yorum

©2020, technodame tarafından Wix.com ile kurulmuştur.